Acıbadem Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik mezunuyum.

Kendimi bildim bileli sporun ve değişik tariflerin içerisindeyim. Tabi ki benim de zamanında sağlıksız beslendiğim dönemler oldu sporla tanışıp ve ardından Hipoglisemi hastası olduğumu öğrendiğim güne kadar.

Lise yıllarımdan beri düzenli pilates, fitness, kardiyo gibi bireysel bir çok egzersiz programını düzenli olarak yaptım.  Ailemin / akrabalarımın neredeyse yarısı Diyabet hastası. Hatta babam da diyabetli olduğu için biz de potansiyel risk altındaydık. Üniversiteye ilk başladığım yıllarda ( diyetisyenlikten önceki üniversitem ) tipik bir öğrenci ve yurt hayatım vardı. Her gün pirinç pilavı, kola pasta falan yiyordum. Her yedikten sonra fark etmeden kafamı masanın üzerine koyup bir süre uyukluyordum. O zamanlar bunun ne olduğunu bilmiyordum. Bir gün doktora gittim kan tahlillerimi yaptı ve hipoglisemi hastası olduğumu ve basit karbonhidrat tükettiğim zamanlarda kan şekerimin aşırı düştüğünü ve aslında diyabete çok yakın olduğumu söyledi. Beslenmeme dikkat edersem en azından diyabete geçiş aşamamın biraz daha öteleneceğini söyledi. Tabi ilk başta şok oldum ve kabullenemedim bu hastalığı. Yaşım daha çok küçüktü ve diyabetli olamazdım! Bir süre hiç dikkat etmedim. 

Sonradan fark ettim ki yıllardır spor yapıyorum ama beslenmem düzenli olmadığı için bunun karşılığı da görsel olarak çok yoktu. Gerçekten beslenme anlamında bir şeyler yapmam gerekiyordu sanırım. Sonra temiz beslenmeyi bir denemek istedim yediğimde kan şekerimin düştüğü besinleri çıkardım ve fark ettim ki çok farklı bir dünya varmış. Yemek yedikten sonra ağırlık çöküp uykuya dalmamak, olur olmaz her yerde el-ayak titremesi olmadan hayata devam etmek çok güzelmiş. O zaman anladım ki o muhteşem pastaları, pirinç pilavı veya beyaz unlu besinleri yemekteki haz bunlardan daha güzel değildi ve o andan sonra hayatım değişti.

Tabi ki tatlıyı bırakma aşamam benim de kolay olmadı. Bir süre sadece bitter çikolata ile bu işi hallettim ve sonra dedim ki sağlıklı tatlılar neden olmasın. Ondan sonra başladım rafine şekersiz tatlılar üretmeye spor için protein içerikli ürünler üretmeye ve hayat çok daha eğlenceli olmaya başladı. Daha sonra farklı üniversite/bölüm geçişlerinden sonra asıl benim mesleğim olan Diyetisyenlik ile tanıştım. Ben gerçekten bu işi yapmalıydım. Her güne her derse müthiş heyecanla katıldım.

Beslenme bilimi derya deniz asla sonu yok. bu yüzden şu an Amerika da yaşıyorum. Önce dil eğitimini tamamlayıp daha sonra yüksek lisansımı yapacağım. Bu süreçte burada mesleği ve kişisel gelişim anlamında bir çok etkinliğe katıldım katılmaya da devam ediyorum.

Danışanlarımla enerjilerimizin uyması ve onların motivasyonu benim için çok önemli bunun için her alanda araştırmalar yaparak kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Dünyanın her yerinden online danışanlarım bulunuyor. Karşılıklı çok şey öğreniyoruz ve gelişiyoruz. Daha dokunacak çok hayat var.